Fotoğrafım
Türkiye
BAŞIMLA GÖNLÜMÜ EDEMEDİM EŞ BİRİ YÜZ YAŞINDA BİRİ YİRMİBEŞ -SİYAH ZAMBAK-

28 Kasım 2010 Pazar

GÖNÜL İSTERSE


Gözlerimiz, bakışlarımız gönüle uymuştur.
Gönül isterse göz zehire bakar, yılana bakar. Gönül isterse göz ibret alacağı, ders alacağı şeye bakar...


Gönül isterse, göz görülecek şeylere, dünyaya, dünya nimetlerine bakar, gönül dilerse göz manaya, örtülü şeylere, ilahi sırlara bakar.
Beş duygumuzun her biri, aynı su deposuna bağlı musluklar gibi, gönüle bağlıdırlar. Gönlün dileği ile, emri ile iş görürler.
Gönül ne tarafa işaret ederse, beş duygu da eteklerini toplar o tarafa doğru koşar.
Gönül dilerse el parmakları ile hesap yapar, veya o parmaklarla kitap yazar.



Dikkat ediniz, bütün bu işleri yapan hünerli el, aslında içte bulunan gizli bir elin emrindedir.
O gizli el bedenimizin şu görünen elini maşa gibi kullanarak bu işleri yaptırmaktadır.
Acaba gönül bizde bulunan bu beş duyguya neler söylüyor, onlarla aralarında ne de gizli, akıl almaz bir anlaşma, ne şaşılacak bir buluşma var?
On duygu, yedi uzuv, daha sayılamayacak, söylenemeyecek ne kadar çok şeylerin hepsi gönlün emrinde. 
               MEVLANA
 
çaResiz kaLdiginda çaReyi kendinde aRa,içindediR çaRe bekLeyen büyük yaRa,ümitsiz oLma çaResiz deRt veRmez mevLA,çaResizLere çaRe yine oduR unutma! 
                               selam ve dua ile...

Allah a İtaat

Biz doğmadan yazılan kaderimizle beraber geldik bu dünyaya... Çekeceğimiz acılar, yaşayacağımız sıkıntılar ve yapacağımız yanlışlarla birlikte doğduk ağlayarak.. Hayata geliş amacımız nedir diye düşündük mü acaba? Herşey yiyip içip çalışmaktan mı ibaret... Veya da gün boyu koşturup durmaktan mı?
Bizi gönderen can veren niye göndermiş öğrendik mi?
  
"Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınız?"(ALİ İMRAN SURESİ/142)
Allah'a çağıran, iyi işler yapan ve ben Allah'a teslim olmuş müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim vardır. (Fussilet 33)

Öyle bir zihne sahibiz ki bildiklerimizle amel etmekten korkup çoğu şeyi öğrenmekten kendimizi mahrum bırakıyoruz. İnsan bilmediğnden mesul değil hesabıyla kendimizi kandırıyoruz. Halbu ki mevlamız herşeyi önümüze bir bir dökmüş. Bize rehber olarak peygamberimiz Muhammed Mustafa sav i ve günümüze kadar hiç değişmemiş kitabımız Kur-an ı kerimi göndermiş.Bunlardan başka bizi cehaletten kurtarmak üzere Peygamber efendimiz sav den bu güne zincirleme yetişmiş alimler ve onların yetiştirdiği hocalarımız bu işe baş koydular. Bu kadar hazine önümüzde duruken mevlaya hangi yüzle bilmiyordum diyebileceğiz. 

Hayatı bize en güzel şekilde  sunan rabbime hamdolsun. O nun verdiği güzelliklere rağmen hala nankörlük edip bişeylerin farkına varamıyorsak gerçekten yazık bize. Kimin verdiği canı taşıyoruz, kimin yarattığı kainatta yaşıyoruz, kimin verdiği mutlukla sevinip, acılarıyla üzülüyoruz. Önümüze ne nimetler geliyor çeşit çeşit meyveler, çeşit çeşit sebzeler... Hepsinin bir tek sahibi olanın ALLAH olduğunu unutuyoruz. O na itaat etmekte herzaman geri kalıyoruz ki malesef  bunlar doğru. Rabbimizin bizden istediği yine bizim için, girdiğimiz bu sınavı baki olan hayat için kazanmak yine bizim elimizde... 


Eden kendisine eder.Yapan bulur ve çeker. Unutma! Kazanmak koca bir ömür ister! Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter.{H.z Mevlana}
Rabbim imtihanları kazanabilmeyi cümlemize nasip etsin. Huzuruna günahsız çıkmak her müslümana nasip olur  inşallah. Rabbim emirlerini öğrenmeyi , öğrenip hayatımıza geçirmeyi ve bunları Allahı ın rızası için yapabilmeyi nasip etsin...
Karanlıgında yuvasına giden karıncanın sesini duyarım!‘’Diyen
Rabbim sizlerin dualarınıda duysun kabul eylesin insaALLAH..
Görüşlerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum inşallah...
                        selam ve dua ile...
 

26 Kasım 2010 Cuma

Fıkra


Birgün bir müslüman ile bir hıristiyan sohbet ederlerken hristiyan müslümana ;

- ...Ya siz müslümanlar çok acayipsiniz... bir üzümün kendisini yer helal dersiniz, pekmezini yer, helal dersiniz. kurusunu yer, helal dersiniz. pestilini, sucuğunu yer, helal dersiniz. ama şarabını içincede haram dersiniz anlamadık gitti..
müslüman gülerek cevap verir;

-peki sana soruyorum...? sizlerde ineğin sütünü içermisiniz ?
-evet.

..ineğin etini yermisiniz..?
-evet.

..ineğin yoğurdunu peynirini çökeleğini yermisiniz..?
-evet..

.. pekiiiii, ineğin pisliğini yermisiniz..?
- hayır ..!!

..eee ozaman ne konuşuyorsun....

PEYGAMBER EFENDİMİZ:


"Her Peygamberin makbul bir duası vardır. Ben duamı âhirette üm­metime şefaat için bıraktım" buyur­muştur.
Yine İbni Abbâs (r.a.) rivayetin­de Resûl-i Ekrem (s.a.v.):

"Kıyamet günü Peygamberler için altından kürsüler kurulur ve benden başka herkes kürsüsüne oturur, be­nim kürsüm boş kalır.
Ben, dimdik olarak ayakta ve Rabbimin huzurun­da dururum.
Benim korktuğum husus, kendimin Cennete gidip, ümmetimin geride kalmasıdır.
Bu arada: "Ya Rab, ümmetim" derim. Allah ü Teala “Ümmetine ne yapmamı istiyorsun ?” diye sorar.
Ben de: "Ey Rabbim, bir an ön­ce hesaplarını görmeni istiyorum" derim. Böylece durmadan onlara şe­faat ederim. Tâ ki Cehennem'e gön­derilen bâzı kimseler hakkında Rab’bim den bana hüccet verilinceye ka­dar.
O dereceye kadar ki, Cehennem 'in mâliki olan hâzin,"Ya Muhammed, Rabbinin gadabından Ce­hennem kendisinde senin ümmetin­den kimseyi bırakmamış, kimse ora­da kalmamıştır" der." buyurmuştur
 
Peygamber efendimize layık ümmet ve sancağı altında buluşmak temennisiyle..
                                 selam ve dua ile...

22 Kasım 2010 Pazartesi

Nefis

İman etmeyen insanların en önemli özelliklerinden biri, kendilerine
Kuran ahlakını değil, nefislerinin isteklerini -kişisel istek ve
tutkularını- rehber edinmiş olmalarıdır. Oysa nefse uymak, insanı
dünyada ve ahirette helaka sürükleyebilecek bir yoldur. İnsanın nefsine
uymaya başlaması öncelikle kendi içinde bir karmaşa ve bozukluk yaşamasına neden olur. İnsandaki, vicdana uymuş olmanın getirdiği
rahatlığın ve huzurun yerini, mutsuzluk, huzursuzluk ve sıkıntı alır. "... Çünkü gerçekten nefis, Rabbimin kendisini esirgediği dışında var gücüyle kötülüğü emredendir..."
(Yusuf Suresi, 53) ayetinde de buyurulduğu gibi, nefis sürekli kötülüğü
emreder. İnsana her zaman kıskançlık, haset, öfke, kin, intikam,
sevgisizlik, merhametsizlik, saygısızlık, sorumsuzluk gibi kötü ahlak
özelliklerini yaşatmak ister. İman eden bir kişi ise, nefsinin değil
vicdanının sesini dinler, iradesini kullanır ve güzel bir ahlak
gösterir. Çünkü Yüce Rabbimiz Kuran'da insana nefsinin kötülüklerinden
sakınıp korunmayı emretmiştir ve insan vicdanına uyarak bu emri yerine
getirebilir. Yani her insan neyin kötü olduğunu bildiği gibi, neyin iyi
olduğunu ve kötülükten nasıl korunabileceğini de en iyi şekilde bilir.
Bu gerçek ayetlerde şu şekilde açıklanır:





"Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', sonra ona fücurunu
(sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene
(andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu
(isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma
uğramıştır." (Şems Suresi, 7-10)






Buna rağmen insanların büyük kısmı vicdanlarının sesini dinlemez bir
hale gelir ve kendilerini nefislerinin yönetmesine izin verir. Vicdanına
uyan insanla nefsine uyan insan arasında ise çok önemli farklılıklar
vardır. Vicdanının sesini dinleyen bir kişi, kendisini
öfkelendirebilecek bir olayla karşılaştığında, öfkesine hakim olup
itidalli davranır. Nefsinin sesini dinleyen kişi ise, öfkesine kendini
kaptırıp kin ve intikam duyguları ile hareket edebilir. Aynı şekilde,
bir haksızlıkla karşılaşan kişi vicdanının sesini dinlediğinde,
haksızlığa aynısı ile değil, hak ve adalet ile cevap vermesi gerektiğini
bilir. Nefsine uyan kişi ise kendisine haksızlık yaptığını düşündüğü
kişiye daha fazlası ile karşılık vermek ister. Vicdanına uyan kişi
merhametli, hoşgörülü, sabırlı ve fedakar olurken, nefsine uyan kişi
acımasız, zalim, sabırsız ve bencil olur. Dolayısıyla nefsine uyan
kişilerin çoğunlukta olduğu bir toplumda barıştan, huzurdan ve
güvenlikten bahsetmek mümkün olmaz. Nitekim Rabbimiz Kuran'da insanların
nefislerine uymaları durumunda yeryüzünde düzen kalmayacağını
bildirmiştir:





"Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç
tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve herşey)
bozulmaya uğrardı. Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini
getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar." (Müminun Suresi, 71)






Kuran ahlakı, insanların vicdanlarını dinlemelerini ve nefsin kötülüklerinden korunup sakınmalarını gerektirir.
                                  selam ve dua ile...

Kıssadan Hisseler

ŞEYTANI İMTİHANA ÇEKEN MÜ'MİN

  İlk zamanlarda lanetlik şeytan insanlar arasında öz... çehresiyle serbestçe dolaşabiliyordu.
   Bir gün gerçek mü'minlerden biri yanına yaklaşarak şeytanı denemek istedi. Mü'min:
"Ey Şeytan, ben seni çok seviyorum. Aynı senin gibi olmak için ne yapmak gerek? Bana söyler misin?" diye söze girişti. Lanetlik şeytan bir av yakaladığından emin söze başladı. Önce, "Hayret!" dedi.  "Bugüne kadar benim gibi olmak isteyen bir kişiyle karşılaşmamıştım. Sen nasıl istiyorsun bunu? Ne mutlu sana! Seni candan tebrik ederim."
    Sonra da kendisi gibi olabilmenin yolunu şöyle gösterdi: 
"İlk işin namazı terk etmek olacak. Sonra da eğriye, doğruya boyuna yemin edeceksin."Bütün bunları can kulağıyla dinlemiş görünen mü'min ortaya atılarak, "Ey Şeytan!" dedi. "Ben asla namazımı terk etmeyeceğim, asla dilimi yemine alıştırmayacağım diye erkek sözü verdim. Sözümden beni kimse caydıramaz." 
   Birden oltaya düşürülerek kandırma ve avlama usulleri meydana çıkarılmak istendiğini anlayan Şeytan başına kaynamış su dökülmüş gibi şaşırıp kaldı. Bunun üzerine lanetlik şeytan:"Şimdiye kadar senden başka kimse beni tuzağa düşürüp de insanları nasıl kandırıp avladığımın usullerini öğrenememiştir. Fakat bundan böyle öz çehremle insanlar arasında dolaşmıyacağım ve hiç kimseye de kandırma metodlarını (usulllerini) açık etmeyeceğim." diye and içti.
                              selam ve dua ile...

20 Kasım 2010 Cumartesi

Kıssadan Hisseler

BİLEN VE BİLMEYEN
Zamanın birinde iki kardeş anlaşmışlar. Biri demiş:
ben gidip ilim alıcam, diğeri ise:
ben de hep ibadet edeceğim diyerek ayrılmışlar.
Biri ilim almak için düşmüş yollara...
İbadet etmeye giden bir gün namaz kılarken seccadesinin altında giren fareyi yanlışlıkla ezmiş. Bu duruma çok üzülen adam fareyi sarığının altına koyar ve senelerce o fareyle ibadetini yapar. Aradan otuz kırk sene geçtikten sonra iki kardeş tekrar bir araya gelir ve birbirlerine senelerce ne yaptıklarını anlatmaya başlarlar.
Büyüğü:
ben senelerce ilim aldım okudum herşeyi öğrendim demiş.
Küçüğü :
ben de senelerce ibadet ettim. Ama bir gün bir fare öldürdüm yanlışlıkla çok üzüldüm kendimi affettirmek için onu sarığımın altına koydum ve senelerce onunla namaz kıldım demiş. Bunu duyan kardeş çok şaşımış ve kardeşim senin kıldığın namazların hiç biri olmamış. Çünkü senelerce bir necasetle namaz kılmışsın der..
CAHİL OLMAK KADAR KÖTÜ BİRŞEY YOKTUR. İnsan bildiğini amele geçirecek bilmediğini ide öğrenecek.
BU DÜNYAYA NİYE GELDİN BİLENDEN AL HABERİ..
Birde şu söz geldi aklıma:
HİÇ BİLENLERLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?
                         selam ve dua ile...

15 Kasım 2010 Pazartesi

Mübarek Günler

MÜ'MİNİN BAYRAMI
Mü'minlerin bayramı Allah rızası içindir.  Biz de Rabbimizin razı olacağı şekilde bir bayram yaşarız inşaALLAH..
Rabbil Alemin buyuruyor ki:
ŞÜPHESİZ BİZ SANA KEVSERİ VERDİK. O HALDE ALLAH İÇİN NAMAZ KIL VE KURBAN KES. ŞÜPHESİZ SANA İÇİNDEN KİN BESLEYENLER (yokmu) ZÜRRİYETSİZLER ONLARDIR.
Gündemimizde olan bazı kendini bir şey zanneden, çok bilmiş görünüşlü cahil insanlar kurban kesmeyi hala adetten sayıyor. Rabbimizin bir emri olduğunu unutup hayvanların kesilmesinden rahatsızlık duyduklarını dile getiriyolar.. NE KADAR YAZIK! Sanki hiç ağız tadıyla iskenderini adanasını urfasını yemiyor. O yedikleri gökten mi iniyor acaba...
Rabbim anlamayanlara hidayet nasip etsin. İnsanımızın bir kısmına bunu kabullendirmek çok zor. Hayvanlara acıyorlarmış:) Günde kaçtane insanımız ölüyor, öldürülüyor. Merak ediyorum insana bu kadar acıyolar mı? İş mevlanın emri olunca zorlaştırıyolar herşeyi...
Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:
KURBAN BAYRAMI GÜNÜ MÜ'MİNİN YAPABİLECEĞİ, ALLAH IN EN HOŞUNA GİDEN AMEL KAN AKITMAKTIR.
Allah cümlemizi , kendi sevgisi uğruna dünyalık varlıkların en değerlisinden  bile göz kırpmadan fedakarlık edebilecek gönülden bağlı kullarından eylesin... AMİN
                                            Selam ve dua ile...

14 Kasım 2010 Pazar

Kıssadan Hisseler

                           İMAN AŞKI İLE ALTIN SEVGİSİ
    Allah a çok ibadet eden biri, bir gün haber almış ki yakın bir beldenin halkı bir ağaca (HAŞA) Allah diye tapıyolar. Dini duyguları kabarmış bir şekilde bu yaptıkları dengesizliğe bir hayli kızmış vaziyette o beldeye doğru yola koyulmuş. Niyeti ağacı kökünden kesip puta tapan o zavallıların önüne bir set çekmekmiş.
    Adam bu azim ve kararlılık içinde yol alırken karşısına şeytan çıkar ve şöyle der: 'o ağacı kesmekle umduğunu elde edemeyeceksin. Çünkü sen o ağacı kesersen puta tapmaya alışkın olan o belde gidip başka bir ağaca tapacak. Sen var git kendi ibadetinle meşgul ol. Elin sapıklarını düzeltmek senin neyine.' der. Adam ' hayır o ağacı mutlaka kesmem lazım.' diyerek şeytanı savuşturup yoluna devam etmek ister. Fakat şeytan önüne geçerek tekrar engel olmaya çalışır. Bunun üzerine adam şeytanın üzerine yürüyerek şeytanı yere serer. Şeytan adamı sözle kandıramadığı gibi kuvvetle de yolundan alıkoyamayacağını anlayınca: ' sen gel yine bu işten vazgeç, kendi ibadetine devam et, hem Allah o ağacın yıkılmasını dileseydi bizzat elçi göndererek o ağacı kestirirdi. Üstelik o ağaca tapanlardan biri olmadığına göre senin bu mesele ile alkalanmana hiç bir sebep yok. Sen dünyalık geçimini sıkıntı ile elde edebilen fakir bir kimsesin.Ben her gece yastığının altına iki dinar koyayım da sen bu işten vazgeç.' der.
     Adam şeytanın bu aldatıcı sözlerine aldanıp evine döner. İlk gece yastığının altında hakikaten iki dinar bulur. İkinci gece de aynı şekilde. Ama üçüncü gece uyandığında yastığının altında hiç birşey bulamaz. Yine öfkeli bir şekilde yola çıkar. 
     Yine o beldeye gidecek ve ağacı kesecekti. Artık hiç bir kuvvet onu yoludan alıkoyamazdı. Yolda şeytan tekrar adamın önüne çıkıp onu kandırmak ister. Fakat öfkeli adam daha kızgın halde şeytana saldırır, ama bu defa yere serilen kendisi olur, ve şeytana sorar: ' geçen defa seni yere seren ben olduğum halde neden bu defa yenilen ben oluyorum?' Şeytan adama şu ibretli cevabı verir: ' geçen günkü öfken sırf Allah içindi, o öfkeyle bana saldırdığın için beni yere seriverdin. Fakat bu günkü sinirinin sebebi yastığının altına bırakmadığım iki dinardan dolayı oldu. Allah için değil de mal hırsının körüklediği bir öfkeyle bana saldırdığn için yenildin.' 
ALLAH RIZASI İÇİN YAPILAN HER İŞİN NİHAYETİ GALİBİYETTİR...
                                        Selam ve dua ile...

Hacca Gitmek

İslamın Şartının Beşincisi Hacdır.
Kelime manası: muazzam bir şeyi kastetmektir.Istılahtaki manası: hususi bir zamanda hususi fiillerle hususi mekanı ziyarettir. Haccın farzıyeti kitap sünnet ve icmai ümmetle sabittir. Bu yüzden inkar eden ve hafife alan kafir olmuş olur.Mevla Teala şöyle buyuruyor: 
BEYTULLAH I HACC ETMEK, BUNA GÜCÜ YETENLER İÇİN ALLAH IN İNSANLAR ÜZERİNDE BİR HAKKIDIR.
HACCI VE UMREYİ ALLAH İÇİN TAMAMLAYIN.
Bir kimsenin sıhhati olur, malı bulunur ve hacc yolu için herhangi bir engeli yoksa, bunun haccı terketmesinde büyük günah vardır. Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:
KİM KENDİSİNİ BEYTULLAHA ULAŞTIRACAK AZIK VE YOL VASITASINA SAHİP OLURDA HACCINI EDA ETMEZSE O KİMSENİN YAHUDİ VE HRİSTİYAN OLARAK ÖLMESİ İÇİN BAŞKA HİÇ BİR SEBEP YOKTUR.
Allah ın emirlerini yerine getirmek için kabe yollarına düşen müminlere karşı : araplara para yedirmek için gidiyorlar diyerek dil uzatmak hangi namus ve vicdana sığar? Bunu söyleye bilmek için imansız olmak lazım...
Rabbim herkeze o kutsal topraklara gidebilmeyi, vazifesini yerine getirip Rabbimin rızasını kazanabilmeyi nasip etsin. AMİN
                               Selam ve dua ile

13 Kasım 2010 Cumartesi

Zekat Vermek

İslamın Şartlarının Dördüncüsü Zekattır.
Kelime manası: temizlik ve berekettir.
Istılahtaki manası: nisap miktarı mala ve paraya sahip olan bir müslümanın malının kırkta birini muhtaçlara vermesi demektir. Zekat vermek her zengin müslümana farzdır.
Zekatı müslüman olan, akıllı, blüğ çağına gelmiş, hür ve zengin kişiler verir.

ZEKAT ŞU KİMSELERE VERİLİR.
1.Fakirlere
2.İlimle meşgul olan talebe ve hocalara
3.Miskinler yani hiç birşeye sahip olmayan, günlük yiyeceği olmayan kimselere
4.Borçlulara
5.Yolda kalmış yolculara
6.Allah cc yolunda cihad eden mücahidlere
5.Kölelere

ZEKAT VERİLMEYECEK KİŞİLER
1.Anneye babaya
2.Büyük anne ve büyük babaya
3.Oğluna ve kızına
4.Torunlarına
5.Zenginlere
6.Gayri müslümlere
  Elde bulunan ticari mallar, altın, gümüş, döviz ve diğer nakit paralar için zekat verilir. Bu gibi mallara sahip olan kimseler, bir sene geçtikten sonra hesap edip zekatını vermelidir. Aksi takdirde fakirin hakkını gasp etmiş olurlar. Zekatı verilmiş mal sigorta edilmiş demektir. Her türlü felaket, musibetlerden korur ve ziyadesiyle artar.
                                                   Selam ve dua ile

12 Kasım 2010 Cuma

Oruç Tutmak

İslamın Şartlarının Üçüncüsü Oruçtur
Oruç tutmak nefsi men etmekte en iyi yoldur. 
Allahü teala buyuruyor ki: 
EY İMAN EDENLER! SİZDEN ÖNCEKİLERE ORUÇ FARZ OLDUĞU GİBİ SİZİN ÜZERİNİZEDE FARZ KILINMIŞTIR.(BAKARA183)
Bir hadisi kutside şöyle buyurulmuştur: Oruç hariç, Ademoğlunun her ameli kendisi içindir. Zira oruç benim içindir. Ve onun mükafatını ben vereceğim.
Peygamberimiz sav efendimiz şöyle buyuruyor.
Benim ümmetime önceki ümmetlerden hiç birine verilmeyen beş özellik, Ramazan ayında verimiştir:
1.Allah katında oruçlunun ağız kokusu miskten daha güzeldir.
2.Melekler iftar edinceye kadar onların bağışlanması için dua ederler.
3. Şeytanların azılıları zincire vurulur.
4.Allah hergün cenneti süsler ve der ki: salih kullarım yakında kötülük ve eziyetten kurtulur. O ayın son gecesi günahları affedilir.
Rabbimin emirlerine uyarak istemesini bilelim inşallah. O na itaat etmezsek hangi yüzle isteriz..
                                     Selam ve dua ile

11 Kasım 2010 Perşembe

Dü-çeşmim Namaz

NAMAZ İSLAMIN ŞARTLARININ İKİNCİSİDİR.

Peygamber efendimiz ashabına şöyle buyurmuştur:
Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve her gün beş kere bu nehirde yıkansa, kendisinde kir diye birşey kalır mı? diye sormuş.
Onlar da : Hayır kalmaz ya Rasülullah demişler. Bunun üzerine Rasül-i
Ekrem Efendimiz:

Beş vakit namaz da böyledir. Suyun kirleri temizlediği gibi günahları temizler buyurmuştur. (buhari)
Dü-çeşmim (iki gözüm) namaz... Dinin direği, müminin miracı, kalbin huzuru, ahiret ilacı, rasülün sünneti, Allah ın farzı olan namaz... Bizden hiç rızık istemeyen aksine bütün rızkımızı bizlere fazlasıyla ihsan eden Rabbimiz, bizim namaz ile kendisini yad etmemizi istiyor. Bizim kıldığımız namaza onun ihtiyacı var mı?  HAŞA.. Namaz bütün hikmetleriyle  bizim içindir.

RASÜLÜM! SANA VAHYEDİLEN KİTABI OKU VE NAMAZI KIL. MUHAKKAK Kİ, NAMAZ ,HAYASIZLIKTAN VE KÖTÜLÜKTEN ALIKOYAR..(ANKEBÜT SR. 45)

SABIR VE NAMAZ İLE ALLAHTAN YARDIM İSTEYİN. ŞÜPHESİZ Kİ O (SABIR VE NAMAZ) , ALLAH A SAYGIDAN KALBİ ÜRPERENLER DIŞINDA HERKEZE ZOR VE AĞIR GELEN BİR VAZİFEDİR.(BAKARA SR.45)

O halde , kendimiz için, ailemiz için, Allah a yakınlık, günahlardan uzaklaşmak için haydi namaza, haydi felaha..
                                 Selam ve dua ile...

İslamın Şartları

İslamın 5 temel şartı vardır. Bunlardan birincisi kelime-i şehadettir. EŞHEDÜ ENLA İLAHE İLLALLAH VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN ABDÜHÜ VE RASÜLÜH. (Ben şehadet ederim ki Allah tan başka ilah yoktur, ve yine şehadet ederim ki Muhammed O nun kulu ve rasülüdür. Rabbimiz 'Allah' diyeceğiz, O na ŞEKSİZ ŞÜPHESİZ  iman edeceğiz. Yani Rabbimiz 'Allah' ifadesinin gereğini hakkıyla yerine getiren kul olacağız. O nun emir ve yasaklarına tabi olacağız. Çıktığımız bu tevhidi yolda eğilip bükülmeden, başka yollara sapmadan, savrulmadan  dosdoğru gideceğiz. ŞEK VE ŞÜPHE imanımızı zedeler. Bizi şirke sokan herşeyden rabbim muhafaza etsin.
RABBİM ALLAH DİYORSAN , İSTİKAMET ÜZEREYSEN KORKU VE ENDİŞEYE GEREK  YOK VAAT EDİLEN CENNET SENİ BEKLİYOR
                         Selam ve dua ile

Hz. Ali nin İlim Hakkında Cevapları

1.İlim seni korur, halbu ki sen malı korursun.
2.İlim sayesinde düşmanlar dost olur, mal sebebiyle düşman olur.
3.İlim harcadıkça artar, mal ise azalır.
4.İlim dünyadan uzaklaştırır, ahirete yaklaştırır. Mal ise tam tersidir.
5.Ölüm sebebiyle ilim, sahibinin mülkiyetinden çıkmaz, fakat mal ölür ölmez senden ayrılır.
6.İlim kendisine hizmet edilendir, mal ise hizmet edendir.
7.İlim ruhun gıdasıdır, mal ise bedenin.
8.İlim Allah ın kelamından çıkar, mal ise topraktan.
9.İlim peygamberin sevgilisi, maI ise fravun, nemrut, karun ve hamman gibilerin sevgilisi.
10.Yolculukta ilim sahibinin arkadaşıdır, mal ise düşmanıdır.
11.Kıyamet gününde ilmin hesabı yoktur, fakat malın helal ise hesabı haram ise azabı vardır.
12.İlim kalbi nurlandırır, mal ise kalbi karartır.
13.İlim sahibi şefaat edecek, mal sahibi ise şefaat edilecek.
14.İlim peygamberin mirasıdır, mal ise eşkıyaların.
                                                   Selam ve dua ile...          

İlmin Üstünlüğü

İnsanoğlunun yaratılış amacının boş olmadığı çok açık ve sabittir. Mevla teala bizi yarattığı gibi nasıl yaşayacağımıza dair kılavuz olan kur-an ı kerim i ve bu yüce kitabı bize indirmeye vesile olan peygamberimiz sav i göndermiştir. 
Kur-an ı kerimin bizlere ilk hitabı 'OKU!' emridir. okumak ve yazmak cahillikten kurtulmaya uzanan bir yoldur. Bilmemek kötüdür ama öğrenmemek ondan daha kötüdür. Allahü teala bir ayeti celilesinde şöyle buyuruyor:

HİÇ BİLENLERLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU? 
Ama hangi ilmi?

İlim dünyevi ve uhrevi ilim olarak iki ye ayrılır.. Bu zamanda insanımız dünyevi ilimler konusunda daha ısrarlı davranıyor. Şu da var ki dünYevi ilim dünyada uhrevi ilim ahirette yüceltir bizi. Dünya fani ahiret baki... PEKİ HANGİ İLİMDE ÇABALAMAK VE YÜCELMEK İSTERİZ? Bizi yaratanın huzurunda mı yoksa yaratılanın huzurunda mı? Rabbimizin rızası herşeyin önüne geçer.. O ki ilmi herkezin üzerine farz kılmıştır..
İLİM İLİM BİLMEKTİR
İLİM KENDİN BİLMEKTİR
SEN KENDİN BİLMEZSEN
BU NİCE OKUMAKTIR... 
                                              Selam ve dua ile...

10 Kasım 2010 Çarşamba

Başlarken

Hamd alemlerin rabbi ALLAH ü Teala ya, salat ü selam Resülullah a , ALLAH ın rızası da bütün mü'minlerin üzerine olsun..

muhterem müslümanlar!

Her müslümanın mutlaka bilmesi gerekli, farzı ayın olan: başta temel iman bilgileri ile temizlik, ibadet usüllerini, nikah talak, ve helal haram gibi dini hususları öğretmek üzere hazırlamış olduğum bu yazım tamamen ehli sünnet velcemaat itikadını klavuz edinmiştir. Sürekli güncelleyeceğim bu blogumda arayabileceğiniz tüm bilgileri ders ders kategorilere ayrılmış bir şekilde bulabilirsiniz. Bu acizane gayretimden rabbimin razı siz müslüman kardeşlerimin müstefit olması, salih amelden başka hiçbirşeyin fayda vermiyeceği mahşerdeki mahkemede hissedar kılınmamızı herşeye kadir olan yüce rabbime teveccüh ederim.
Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir. Benim bu işten maksadım rızaı ilahi ve peygamberimiz sav efendimizin şefaatidir.
                                               Selam ve Dua ile...